Bir Orhan Veli Kanık’sarın Gözünden..

,

Hüznü, yaşama sevinciyle katık ederek yaşamış tüm şiirseverlerin kendinde paye bulabileceği büyük bir şair.. Sokağın delikanlısı, doğanın dostu, İstanbul’un bazen serserisi bazen aşığı, bazen beyefendisi, bazen de türküsü olabilmeyi aynı şiirde başaran büyük kalem…

Eğer şanslıysanız erken döneminde tanışığı olabilirsiniz kendisinin; bir edebiyat öğretmeni ayın kitap kurdu olmaya hevesli küçük bedeninizin taşıdığı duyguları fark edip şiirinin anatomisini elinize verir onun..

Delikli bir şiirde bulduğunuz karakteri, Dalgacı Mahmut’ta kaybedip, Anlatamıyorum’da anlata anlata bitiremezsiniz…

Uyağı bu kadar bilip, uyarlamamak için sarfettiği çabayı öyle güzel ve eşsiz işler  şiirinde…

Garip’tir ki her zümreye sınıfa da hitap edebilir anlayana, anlamak isteyene..

Ruhun şifası bedenin şifası kadar değerliyse; şifacısı da doktor kadar mühimdir bu Garip dünyada.. o şifacı da şairin ta kendisidir…

Aşk Resmi Geçiti’nde geçitin sonunun nereye gideceğini merak ede ede okursunuz mıslaralarını ama el çırpmadan, kenarda bekleyen halkı selamlamadan da tamamlayamazsınız o geçiti..

Geçitin sonunu toplumsal konulara bağlar; sonraaaa….

Bütün mizah toprağın altına gömülüp hızla filizlenir, serpilir, büyür, hayat verir tüm insanlığa…

Bahse konu dizeler şunlardır;

“Gelelim sonuncuya.

Ona baglandığım kadar

Hiçbirine bağlanmadım.

Sade kadın degil, insan.

Ne kibarlık budalası,

Ne malda, mülkte gözü var.

Eşit olsak, der,

Hür olsak, der.

İnsanları sevmesini de bilir,

Yaşamayı sevdiği kadar”

Kadını sade kadın değil, koca bir evreni içinde taşıyan insan olarak tanımlar..

Kaleminin mürekkebi hiç tükenmesin’le başlar tüm dualarımız bazı şairler için.. Mürekkebin damlattığı kelimeler de başucumuzdan hiç eksilmesinle biter tüm dileklerimiz…

Bakakaldığımız giden gemilerin ardından, denize atamadığımız kendimizin, hayata yüklediği anlamları ve ağlayamayışımızın, serde tuttuğumuz erkekliğimize bağlandığı dizeler, yol arkadaşımız olur hayat denen yolculuğumuzda…

Sınıfsal farkı ve Yeşilçam’da fakir ama gururlu erkeğin, zengin zümrenin kızına aşkını belki, adaletsizliği iliklerinde hissetmiş birini anlatırken belki de;  mizahın yolundan da lafı gediğine koymanın izinden de ayrılmadan anlatmayı başardığı Kuyruk’lu şiiri olmadan kaç tur dönerdi de dünya gündüzü geceye ulaştırırdı kimbilir?

“Uyuşamayız, yollarımız ayrı;

Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;

Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;

Benimki aslan ağzında;

Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.

Ama seninki de kolay değil, kardeşim;

Kolay değil hani,

Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü”

Sonu çukura düşüp ölümsüzlüğe yürüyen şairlerden değil de

kıymeti  yaşarken de bilinen şairlerden olsun’la bitenlerden olsundu keşke..

İyi ki bu dünyadan bir Orhan Veli geçti..

Dalgacı Mahmut’u tanımadan yitip giden ömrü neylerdik o olmasaydı?

“Bir Orhan Veli Kanık’sarın Gözünden..” öğesine 3 yanıt

  1. Materyalşarbon Avatar
    Materyalşarbon

    Ben de erken yaşta tanışanlardanım sanıyorum (8) doğumgünü hediyesi olarak gelmişti bana. İlk ezberlediğim şiirler ilk yetişkin edebiyatı kitabım . Ağzınıza sağlık Hatice hocam 🌷

    Beğen

  2. honestlypurplebce22eb774 Avatar
    honestlypurplebce22eb774

    Müthiş. Kalemine sağlık 👏👏

    Beğen

    1. Hatice Özdemir Avatar
      Hatice Özdemir

      teşekkürler fikirdaşım🌿

      Beğen

Materyalşarbon için bir cevap yazın Cevabı iptal et