Saat 6.42. İçimde, garip bir huzurla-huzursuzluk kovalamaca oynuyor. Sabahın sakinliğinde camı açtım. İçeri hava filan girsin diye değil, yanlış anlamayın, onun sesini duymak için. İşte, köşeyi dönüp geliyor. Birazdan eski plastik terliğini yere sürüyerek geçecek benimki. Bak! Nasıl da sürtüyor asfalta.

“Off. Kaldır be adam adımlarını atarken şu ayağını!” O ses yok mu o ses.. Hışır hışır hışır yaklaşıyor camımın önündeki çöp tenekesinden birine. Mahallenin kâğıt toplayıcısı o. İki çöp tenekesinin önündeki atılmış kâğıtları toplar. Aman ne süslüyorum bildiğin çöp karıştıran adam. Fakat tuhaf bir istekle onun geldiği saati iple çekiyorum. Ona kızmak, onu izlemek hatta ona acımak hoşuma mı gidiyor? Bazen “Ayol güpegündüz delirdim” diyorum kendime. İnsan sabahın köründe el alemin kâğıt toplayanından ne ister. Ama yok vazgeçiremiyorum kendimi. Eh! Bu da benim tuhaf zevklerimden galiba. Daha adam varış noktasına gelmeden bu garip hislere düşüyorum işte. Daha ona bakmaya niyetlendiğim an bile öyle çok yaşıyorum ki pardon öyle çok şey yaşıyorum ki.

Şu ayağında sürüklediği terlik mesela görüyorum. O terliğin dağılmışlığı ortada ama düzgün dursun istiyorum. Kancası kopmak üzere, böyle giydiğini görmek deli ediyor beni. “Ne pis adam diyorum” hışımla. Suratımı ekşitiyorum. Geçen filan paraya aldığım gıcır terlik geliyor birden aklıma. Giymemiştim. Kutusuyla giysi dolabında bir köşede duruyor. ”Hay kör olası!” Nerden hatırladım şimdi. Giymediğim lacivert kazak da yanında. Eyvah demeye kalmadan yeni aldığım çizgili etek de giriyor sahneye. Dahasını hatırlamamak için dişlerimi sıkıyorum. Gerek yok. Neyse benimki hala orda. Zihnimden çıktım sanıp zihnimden gözlüyorum onu.

 “Üfff üstü başı ne pis. Kokuyordur da bu şimdi. “ demeye kalmadan Ne? O da ne? Kokuyorum.” İnsan kokuyu hayal edip koklayabilir mi dostlar? “Şeytan burnuna tutar. ” derdi eskiler öyle mi oldu acaba? Haadi bakalım. Yok hakkaten burnuma kadar geldi kokusu. Ne garip; geçen akşam yemeğinde yaktığım bulgur pilavının kokusuna ne çok benziyor bu koku. Üstümü başımı kokluyorum evet yanık kokuyorum. İyi de mümkün değil bu. Ben o akşamki üst başımı 50 derecede iki kere yıkadım. Gitmiş olmalıydı bu koku. Şu iş bitsin de ben evi bi kırklayım.

Napıyor o? Ayy tövbeler olsun “ Allahım ne menem iş .” Kağıt kürek neyse de bu kağıt toplayıcısı adamcağız bi de aç yahu. Çöpteki yemekleri karıştırıyor. “Amann be abicim git evinden ye bişeyler. Napıcan milletin artığını.” Çok kazandırmıyor mu acaba bu iş? Kocam geliyor aklıma. Borsada battık dediydi de ödüm kopmuştu ilk duyunca. Allah cezanı vermesin senin Halil. Çoluğumun çocuğumun rızkını borsalara saçtın. Ne için? Bildik mesele. Mal mülk. Kazandığın yetmiyor mu yetiyor ama yok illa gözün hep başkasının payında. Aldığımız taksinin kredi taksitini yeni bitirdik. Nelerden kıstık o paraları denkleştirmek için, yetmedi hakiki adana burması bileziğimden oldum..”Aaaa!“ E bu adam yemedi ekmeği kediye verdi. “Aferin kardeşim bak yeme milletin döktüğünü saçtığını. Git evinde bi tas çorban vardır muhakkak onu iç.”

Yahu bu hafta hasılat iyi birikmiş ki; iki çöp tenekesinde de bayağı kağıt var. ”Maşallah diyorum içimden. Oğlum duymuş o kadar içimden.”Kime maşallah diyosun anne ?” diyor. Sinirleniyorum yakalanmış olmanın öfkesiyle. Kahvaltı vakti gelmiş, çocuk uyanmış acıktım diyor dur şimdi 5 dakika işim var. Gizli gizli gözetlemeye devam ediyorum benimkini. Somon rengi perdenin kiri de gözüme takılıyor ya şimdi onun sırası değil.

Uzanıp da aldığı gazetelerde sıra. “Gazete de alan okuyan var ha hala bravo ,okumak gibisi yok tabi.” Neler yazıyo acaba? Ayy gamsız adam insan bi açar bakar noluyo ne bitiyo diye. Bakmıyor alelacale tıkıştırıyor çuvala gazeteleri. O an sanki bir tokat iniyor suratıma. Ben en son ne zaman okudum gazete? Haberlerden haberim bile yok. Hep aynı derim açmam da ya aynı değilse. Bak kuruldum adama yine. Böyle oluyorum işte. Bi öfke, bi nizah kendimden geçiveriyorum. Adamı karşıma alsam hıncımı çıkarır mıyım acaba! Sırada aynı ufaklıkta üç beş kâğıt parçası var. Savrulmuş. “Kız takvimmiş ya, al onları da ” deyip tasdikliyorum. 13 gibi bir şey gördüm sanki ama emin de değilim. Geçen hafta 13 Nisan mıydı? Yok, bir evvelki hafta mı? Can alametiyle kafamı uzatıp bahçedeki kayısı ağacına bakıyorum çiçek açtıysa nisan sonuna gelmişizdir nasılsa. Buruk bir sızı buluyor beni. Çiçek açmamış çünkü bu sene. “Niye çiçek açmadı bu kayısı?” şimdi bu da takıldı kafama. Ee ben Nisanın 13 ünün ne vakit olduğunu nerden bileceğim o zaman? Kafamdaki soruların artış hızından kalbim tekleyecek diye korkuyorum. Oğlanın sesi beni gerçek hayata döndürüyor.”Annneeeee!! “

 “ Ne var oğlum aaaa iyice sabırsız oldun yeter 10 dakika işim var dedim işim var. Bitene kadar bekleyeceksin. Say 10 dakika, hadi bak saatine.”

Gözümü pencereden yine alamıyorum yine alamıyorum anlamıyorum neden? Kaçmasını istemiyorum iyice görmem lazım, ne toplamış niye toplamış. Pür dikkat o toplamaya devam ediyor ben de izlemeye, söylenmeye, acımaya.”Haaaah bir tomar kâğıt bak bu güzel. ” Hanife ablanın çocuklar sınava hazırlanıyo da müsveddeleri saçmışlar sokağa. Vah yazık bu kâğıtlara ne çok ağaç kesildi Allah bilir. Değse bari bi yere girseler adamakıllı.. Ayy bana ne. Herkesin kendi derdi. Amann adam sen de mıy mıy iki saatte bitiremedin. Elinin yüzünün karası caanım beyaz kâğıtlara bulaştı iyicene. Aklıma düştü. Kirli de olunca aynı parayı alıyolar mı acaba? Bi yaptığı bu var, bundan da olmasın. Satsın da eline 5-10 lira para geçsin. Eh neyse topladı bitirdi o gitti de ben de onunla gittim sanki. Perdeyi usulca kapadım. İki damla gözyaşım avucuma düşüyor. Olamaz. Daha gelecek belli de benim belli etmemem lazım.

Ah adam zavallı adam diye acımaya başladım hıçkıra hıçkıra ağlayasım var. Çok dokunuyor onun hali. Bu kaçıncı oldu sonu hep böyle. İçimi çeke çeke salonun kapısından çıkarken vitrindeki camdan kendimi gördüm. “Kız zelihaaa!!!! ” Kaçasım geldi önce gördüğümden. Dur bir bakayım dirayetli oluşumu göstereyim ona.” Ne bu halin Zeliha süklüm püklüm, azcık giyin süslen kocanın yanına yakış. Olmaz böyle.” Terliğe takılıyor gözüm kancası kopmak üzere. Marka aldık güya. Neden değiştirmiyorum diye sormak aklıma bile gelmemiş. Şöyle bi silkeleniyorum. “İyiyim ben neyim var sanki.” Ben iyiyim diyorum da pek de iyi değilim. Beni bırakıp camı çatlamış vitrine takılıyor gözüm. Şut çekti de yıktı buraları oğlan öyle hatırlıyorum. Nisanda babamın doğum günüydü pasta alıp gittik de döndüğümüzde fark ettim. Azarı basmıştım ahaliye. Ben yapmadım diye ayaklarını yere vura vura ağlamıştı hani. Meğer contasından çıkmış cam. Öfkeyle kapatmıştım cam kapağı o zaman oldu zahir. Ben kırdım belki bile diyemedim. Yine o sızı. Kalbimin ortasından başlıyor burnumu yakıyor kokusu. Yine o koku tanıdık. Kâğıt toplayan adam gibi koktuğuma eminim. Meğer 13 Nisan geçmiş, babamın doğum günü ama hatırlayamadım işte. Kaşları çatıldı karşımdaki kadının nasıl da öfkeli. Bu öfke, sabahın köründe beni uyandırıp pencereye mıhlayan adama hissettiğimle aynı.

 ”La havle. Yaa Zeliha affedersin de çok mu lazımdı karıştırdın eski defterleri. Git kahvaltıyı hazırla, camı da yaptır oğlana da kayısı reçeli koy sever sıpa.” İyi de kayısı reçelim yok ki. İki senedir yapmadım. Ağaç kurumuştu da gölgesi yetsin diye kesmedik. İçini kurtlar sarmış hep bakamamıştık hani.

İyice bocaladım. bir yerden tutunmaya muhtaç halde masaya oturdum. Oturmak denmez ona çöktüm kaldım. Bir ağıt yakasım geldi ki sormayın gitsin. Yakayım bir sigara desem Halil gelir kıyameti koparır. Ama yanıyorum ben. Bu hayatta Zeliha’ nın yokluğu yüreğimi dağlıyor. Sigaradan evvel ben tütüyorum. Kâğıt toplayan benmişim ya. Ağır aheste çöpleri karıştıran. Başkalarının yırttığına gemiler yapan. Dalganın getirdiği Halil ile tepesinden evlenen. Terlik hışırtısı benden, aç gezmek benden, acınmak benden.. Deli sanmayın ha, ben Zeliha. Öyle biri.

Sayarsın günü saati geçmek bilmez zaman

Ardında bir çocuk bir de mutsuz adam bıraktın

Emaneti Allaha dedin ama olmadı

Gündüz gözüyle baktın yine sinmedi içine

Sönmedi yangının Zelihaa Zeliha

Duraksadın durdun yıllarca kendi barkında

Buldun yerini de nihayet

Cama yansıyan analıkta

Yaktığın yemeklerin boğuk kokusunda

Kâğıt toplayarak yaşadın

Ah be Zelişş böyle olmasını istemezdin biliyorum

Hadi kalk gel

Masa başında seni bekliyorum.

Şuna bir yanıt: “Deli Zeliha”

  1. dutifullya8b4dd5799 Avatar
    dutifullya8b4dd5799

    Heycanla okudum soluksuz hemde süper olmuş tebrik ederim 👏❤️

    Beğen

dutifullya8b4dd5799 için bir cevap yazın Cevabı iptal et