GECEYE DÖNÜK

,

Tarlanın ortasında iki sarı suskunluk vardı. Gündüzleri herkes onları aynı sanırdı. Güneşe dönmüş iki parlak yüz. Işığa sadık iki gövde.

Oysa biri Lâl’di. Diğeri Atlas.

Lâl’in yaprakları rüzgâra çabuk cevap verirdi. En ufak esintide titrerdi. Sanki dünya biraz sert esse kökleri yerinden sökülecekmiş gibi. Gökyüzündeki bulutlara bakıp iç geçirirdi. Işığı severdi ama karanlıktan korkardı.

Atlas’ın ise gövdesi kalındı. Rüzgâr ona çarpar, yapraklarını hışırdatır, ama o devrilmezdi. Devrilmekten değil, yaklaşmaktan korkardı. Yine de geceleri sessizleşirdi. Çünkü güçlü durmak, yalnız durmayı gerektiriyordu bazen.

Gündüzleri ikisi de heliotropizmin çocuklarıydı. Güneş neredeyse yüzleri oraya dönerdi. Çünkü ışık büyütürdü. Çünkü ışık güçlü gösterirdi. Çünkü herkes gündüz güçlüydü. Ama akşamüstü gölgeler uzamaya başladığında toprak eski hikâyeleri fısıldardı. O gece ise ay yoktu. Gökyüzü kurşuni bir örtü gibiydi. Rüzgâr bu kez sert esti.

Lâl’in yapraklarına çarptı. Yapraklar birbirine sürtündü; ince bir hüzün sesi çıktı ortaya. Karanlık yaklaşırken, o ses büyüdü.

Lâl geceleri küçülürdü. Işığın çekildiği yerde insanın içi açığa çıkar. Köklerin ne kadar derine indiği, gövdenin ne kadar yalnız durabildiği ortaya çıkar.

Atlas geceleri ağırlaşırdı. Gündüz güneşe dönmek kolaydı. Ama gece… Gece insanın yönü yoktur.

Bilim der ki:

Ayçiçekleri gece doğuya hazırlanır. Yeni bir başlangıca yüzlerini çevirirler.

Ama o gece doğu yoktu. Ay bulutların arkasına saklanmıştı. Gök, kurşuni bir suskunluktu. Rüzgâr tekrar esti. Bu kez daha sert. Lâl’in başı hafifçe yana düştü. Yalnızlık, bir yaprağın ucundan içeri sızdı. Atlas bunu gördü. Ve ilk kez, güneşi değil, yanındaki sarılığı seçti. Yönünü değiştirdi.

Bu bir hareketten fazlasıydı, gururun kırılmasıydı, köklerin toprağa “kalıyorum” demesiydi. Lâl, rüzgârın uğultusu arasında yapraklarının arasından gelen başka bir hışırtı duydu. Atlas’ın nefesi gibi. Yavaşça döndü. İki gövde, karanlığın ortasında birbirine yüz verdi. O an rüzgâr sustu. Çünkü rüzgâr savurabilir, ama yön veremez. Yön, seçilir. Gece boyunca ne güneş vardı ne Ay. Ama iki ayçiçeği, birbirlerinin sarısında küçük bir şafak buldu.

Lâl anladı:

Işık her zaman yukarıdan gelmez. Bazen yanındaki gövdeden yansır. Bazen birinin sessizce sana dönmesinden doğar.

Atlas anladı:

Sevgi, birini güneşe taşımak değil;

onunla karanlıkta kök salmaktır. Sabah olduğunda güneş yine doğdu. Tarla yine aydınlandı. Herkes onları güneşe dönmüş sandı. Kimse bilmedi gecenin ortasında iki ayçiçeğinin birbirine yön olduğunu.

Ve tarla şunu öğrendi:

Gündüz herkes güneşe bakar. Ama gece… Gece kime döndüğün aşktır.

Artık onlar biliyordu:

Gündüz güneşe dönmek büyütür. Gece birbirine dönmek iyileştirir. Ve o günden sonra karanlık geldiğinde korkmadılar.

Çünkü artık biliyorlardı;

Gece ne kadar uzun olursa olsun birbirlerine dönük iki kalbin arasında mutlaka küçük bir şafak doğar. Çünkü bazen bir çiçek başka bir çiçeğin karanlıkta devrilmemesidir. Bazen aşk, güneşi beklemek değil, karanlıkta birlikte sabretmektir. Ve belki de o yüzden, artık güneşi eskisi kadar beklemiyorlar. Çünkü öğrendiler:

Bir kalp, başka bir kalbe dönmüşse gece eksik değildir. Rüzgâr yine eser. Bulut yine gelir. Gölgeler yine uzar. Ama iki ayçiçeği aynı karanlığa bakarken birbirlerinin gözünde sabahı görür.

Ve aşk, bazen sadece şudur:

“Buradayım.”

Güneş doğana kadar değil, güneş doğmasa bile. Ve o günden sonra gece geldiğinde irkilmediler. Rüzgâr esti, yaprakları yine titredi, gölgeler yine uzadı.

Ama artık korku, köklerine kadar inmiyordu. Çünkü onlar yönlerini bir kez seçmişti. Lâl, karanlıkta başını kaldırdığında Atlas’ın sessizliğinde bir sabah saklı olduğunu biliyordu. Atlas, rüzgâr yapraklarına çarptığında Lâl’in varlığının gövdesini güçlendirdiğini hissediyordu. Güneş her sabah yeniden doğdu, ama onlar artık sadece güneşe dönmüyordu. Birbirlerine de dönüktüler.

Ve belki de aşk tam olarak buydu:

Işığın olmadığı yerde bile yüzünü kaçırmamaktı. Çünkü bazı ayçiçekleri gündüz büyür, ama gece birbirini seçer. Ve seçilen yön artık değişmez.

Şuna bir yanıt: “GECEYE DÖNÜK”

  1. Hatice Özdemir Avatar
    Hatice Özdemir

    Gece kime döndüğün aşktır. Söyleyeceklerin hepsi söylenmiş bize alkış yapmaktan başka yol kalmamış..🌻

    Beğen

Yorum bırakın