Zekeriya Tâmir

Çev: Hüseyin Şahin

Sirenler, uzayıp giden keskin çığlıklarını kopardı. Şehir, korku dolu hıçkırıklarını bastırmak istercesine ışıklarını söndürmüştü.

Bir adamla kadın daracık bir yatağın üzerinde özlemle birbirine sarılmış, yatıyorlardı.

Adam şöyle dedi:

-Korkuyor musun ?

Kadın:

Asla korkmuyorum, dedi.

Adam alçak bir sesle:

İşte… Uzun süren bir ayrılıktan sonra buradasın! dedi.

Titreyen elleriyle kadının saçlarına dokundu ve ekledi:

Yastık bana her gece seni sorardı.

Kadın güldü. Gülüşü tıpkı küçük bir serçenin kanadını andırıyordu.

Kadın:

Peki sen yastığa ne derdin ?

Ben kıskanç bir adamım, neden soruyorsun ki ? derdim.

Peki ya o sana ne derdi ?

Senin siyah saçlarını özledim, derdi.

Fakat o şimdi suskun…

Sevinçten dili tutulmuştu.

Yanıbaşında onun canlı üryan bedenini duyumsadı. Sanki yemyeşil bir çayır, yıldızlardan bir nehir gibiydi. Ve işte yıldızlar adamın damarlarına sızmaya başlamıştı. Ağzını dudakları titremekte olan kadının ağzına kenetledi. Tam o esnada düşman uçakları çıkageldi ve odanın semâsında turlayıp bombalarını bıraktı.

Yorum bırakın